Romantizm

19. yüzyılın ilk yarısında bireyciliği ve idealizmi savunan akım, klasik kuralları yücelten ve otoriteyi temsil eden neoklasisizme bir tepki olarak doğmuştur. Romantizm sanatçılarına göre, insan hayallerine özgürlük tanınmalı, sanatçılar kendilerini istedikleri gibi ifade edebilmelidir. Yapılan eser, onu yapan sanatçının karakterini ve iç dünyasını yansıtmalıdır. Romantikler, gerçeklerle bağlarını kopararak geçmişte, egzotik yerlerde ve doğada yeni birer yaşam kaynağı bulmuşlardır. Özgürlükçü düşünceyle birlikte romantik sanat akımı da kısa sürede Fransa’dan tüm Avrupa’ya yayılarak, resimden müziğe, edebiyattan felsefeye kadar bütün alanlarda etkin olmuştur. Akımın temsilcilerinden Goya’nın eserlerinde hiç bilinme- yen ve var olmayan bir dünyaya ait sahneler izlenir. İspanya iç savaşı döneminde yaşamanın etkisini eserlerine yansıtmıştır. Eserlerinden bazıları; 3 Mayıs 1808, Balkondaki Mayalar, IV. Carlos ve Ailesi, Madrid Alegorisi, Giyinik Maya’dır. Akımın diğer temsilcileri; Eugene Delacroix (1798-1863), John Constable (1776-1837), Caspar David Friedrich (1774-1840), William Turner’dır (1775-1851).

Romantizm sanat akımının sanatçılarından William Turner’ın (1599-1660) “Denizde Kar Fırtınası” ve “Köle Gemisi” adlı eserleri ünlü çalışmalarıdır. Romantizm sanat akımı 19. yüzyıl başında akılcılığa ve neoklasik akıma tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bazı kaynaklarda modernizmin başlangıcı bazı kaynaklarda ise Modern Dönem öncesi sayılır. Genellikle manzara ve toplumsal konuları ele alan bu grubun ressamlarının kişisel duygu ve hayalleri de resmin oluşmasında etkili olmuştur. Romantizm akımı resimlerinde desenin değil, rengin ön planda olduğu görülür..

 



Bir yanıt yazın