- 17 Ocak 2022
- Yayınlayan: sonnurozdemir
- Kategori: 9. Sınıf
Nokta ve Özellikleri
Nokta, görsel anlatımın temel ögelerinden biridir. Yüzey üzerine sivri uçlu nesnelerin (çivi, iğne, kalem, vb.) darbesi sonucu oluşan ize nokta denir. Objektif tanımı ile yer belirleyici bir işarettir. Görsel olarak nokta, bulunduğu yere göre merkezsel benektir. Bir nokta, mekân içindeki (uzaydaki) bir pozisyonu (durumu) gösterir. İki çizginin birleştiği ya da kesiştiği yeri gösterebilir; bir düzlemin köşesini, bir işareti, bir yeri belirler. Nokta, düzensizliğin içindeki ilk düzen elemanıdır.
Görsel anlatımda nokta, geometrik olarak çeşitli büyüklüklerdeki, boş ya da dolu yuvarlaklar olarak değerlendirilir.
Noktanın Özellikleri
• Farklı büyüklükte ve renkte olur.
• Eş büyüklükte tekdüze olur.
• Farklı ışık değerleri gösterir.
• Eş ışık değeri gösterir.
• Boş ya da dolu olur.
• Eş aralıklı eş büyüklükte noktasal düzen oluşturur.
• Giderek sıklaşan-seyrekleşen, eş büyüklükte noktalar düzen oluşturur.
• Eş büyüklükte noktalar sıklaşıp seyrekleşerek serbest düzen oluşturur.
• Eş büyüklükte, ışık değerleri belli aralıklarla değişen, sistemli noktasal düzen oluşturur.
• Büyüyen-küçülen noktalar, sistemli veya serbest düzen oluşturur.
• Büyüyen-küçülen noktalar sıklaşıp seyrekleşerek serbest ve ritmik düzen oluşturur.
• Eş büyüklükteki noktalar, aynı veya farklı renkler kullanılarak serbest ve ritmik düzen oluşturur.
• Değişik büyüklükteki noktalar, aynı renkler kullanılarak serbest ve ritmik düzen oluşturur.
Çizgi
Çizgi, düşüncelerimizi kâğıt üzerine aktarmada, yardımcı elemandır. Belli bir yönde, yan yana ve sık olarak dizilen noktaların bir araya gelmesiyle oluşan bütündür. Görsel sanatlarda çizginin bir anlatım dili ve gücü vardır. Çizgi, nesnelerin resmedilmesindeki işlevinin dışında, tek başına bir tasarım ögesi olarak da kullanılır.
Çizginin Özellikleri
• Düz, paralel, eş kalınlıktaki ve aralıklı çizgiler, durgunluk ve yüzey etkisi verir.
• Giderek sıklaşan ve seyrekleşen çizgiler, yüzeye boyut kazandırır.
• Birbirleriyle ilişkili olarak belli kavislerle yaklaşma-uzaklaşma etkisi gösteren çizgiler, yüzeye rölyef etkisi verir.
• Birbirleriyle ilişkili belli sistemle giderek kalınlaşan, incelen, sıklaşan, seyrekleşen, büyüyen, küçülen çizgiler yüzeye optik bir hareket kazandırır.
• Belli yönlerde kavisler göstererek devam eden çizgiler, yüzeyde yumuşak bir etki gösterir.
• Ani kırılmalarla devam eden veya yön değiştiren çizgiler, gözde ani hareketlenmelere sebep olur ve coşku etkisi verir.
Çizgi Çeşitleri
Çizgiler; kırık, devamlı, kesik, kıvrık, dikey, yatay, diyagonal, ince, kalın, uzun ya da kısa olarak nitelendirilseler de aslında tüm çizgiler, temelleri itibarıyla, düz çizgi ya da eğri çizgi niteliğindedir.
Düz Çizgiler
Genellikle hareketsiz görünümlü çizgilerdir. Yatay çizgiler, genişlik; dikey çizgiler, yükseklik etkisi verir. Düz çizgiler; bir düzenlemede kesik, zikzak ya da birbirini kesen çizgiler olarak bulunursa kompozisyondaki durağanlık yerini harekete bırakır.
Eğri Çizgiler
Eğrilikleri arttıkça dinamizm ve hareket duygusu uyandıran çizgilerdir.
Doku
Dokular; doğadaki tüm nesnelerin iç yapılarının dışa vuran yüzeysel etkileridir. Nesnelerin karakteristik birer dış yapıları vardır. Bu nesnelerin dış yapı özellikleri ve bunların objektif etkileri, dokuyu (tekstür) oluşturur. Bu durum, doğanın yapısal özelliğidir. Dokular ise yüzeyleri meydana getirir. Doğadaki dokusal oluşumlardan yararlanılarak yeni tasarımlar elde edilebilir. Gözle görünen her şey, özel bir dış yüzey yapısına sahiptir.
Dokunun Özellikleri:
• Doku, birbirine eş ya da birbirini tamamlayan birim biçimlerin yan yana gelmesi ile oluşur.
• Dokusal yapılar daima yüzeyseldir.
• Yönü değişmeyen açık-koyu değişkenliği ile doku oluşur.
• Dokusal yüzeylerin oluşumunu sağlayan birim biçimleri ve bunların yan yana geliş sistemleri, daima farklılıklar gösterir.
• Değişik objelerde birim biçimleri benzer olsa da işlevlerinin ayrı ayrı olması nedeniyle yan yana geliş sistemleri farklı olabilir.
• Ritim, zıt yönlerde, aynı ya da değişik ölçü içerisinde ileri-geri yer değiştirme ile gelişir.
• Dokuların oluşabilmesi için pürüzlü bir yüzey ve uygun bir ışık gereklidir. Uygun bir ışık, dokunun derinliğini belli eder.
• Bir cisimin yüzeyine dokunulduğunda hissedilen pürüzler, o cisimin dokusudur.
Doku Çeşitleri
Doğal Dokular: Doğal dokular; dokunma duyumuza etki eden, insana bağlı olmaksızın kendi iç ve dış yasalarıyla var olan canlı-cansız tüm varlıkların gerçek dış yapılarıdır. Doğadaki her varlığın, kendine özgü doğal dokusu vardır. Bitki, ağaç, ağaç kabuğu, yaprak, kozalak, çiçek, kaya, taş ile hayvanların dış görünüşlerindeki yüzey oluşumları doğal dokulardır. Doğal dokular; birbirine benzeyen, birbirini tamamlayan birim elemanlarının belli düzenlerle yan yana gelen tekrarlarıyla oluşur. İşlevsellikle ilgilidir. Dış yapılarıyla iç yapıları arasında uyum vardır.
Doğal dokular; genellikle zamana, doğa koşullarına ve dış etkenlere bağlı olarak yüzeysel görünüşlerinde değişime uğrar.
Yapay Dokular: Yapay dokulara, insanın estetik tasarım kaygılarıyla yaptığı görsel yüzey değerlendirmesi diyebiliriz.
Yapay doku oluşturmada, birim-biçim olanaklarından yararlanılarak birbirinden farklı tasarımlar gerçekleştirilebilir.
Bu süreçte birim elamanlarının yalınlığı, birim elemanlarının sistemleri ve çok yönlü çeşitlemelerle matematiksel düzenlemeler söz konusudur. Çeşitli resimleme teknikleri ile geometrik veya organik karakterli doku tasarımları yapabileceği gibi değişik malzemelerin olanakları ile de rölyef doku düzenlemeleri yapılabilir.
Nesnelerin Kendilerine Özgü Doku Özellikleri
Yeryüzündeki tüm nesneler, bir yüzey özelliğine yani dokuya (tekstür) sahiptir. Nesnelerin formları ve karakteristik yüzey özellikleri (çentikli, pürüzlü, girintili, çıkıntılı vb.), onları tanımayı sağlar. Dokular, yüzeyleri oluşturur.
Dokular, hem görme hem de dokunma duyularıyla algılanır.
Nesnelerin dış yapılarında olduğu gibi iç yapılarında da dokusal özellikler bulunur. Buna da iç doku (strüktür) adı verilir.
İç Doku (Strüktür) : “Nesnelerin iç yapı dokusudur. Strüktür eş ya da birbirleri ile sık, bağlantılı, benzer formların iki ya da üç boyut üzerinde tekrarlanmasından doğar. Bitki ve hayvan dünyasında sınırsız strüktür çeşitleri görülür. Belirli birim ya da birimlerin tekrarlanmasından doğmuştur.”
Strüktür; nesne ve varlığı ayakta ve dengede tutan, sistemsel tekrarlı iç yapı düzenidir. Strüktürün mantığını anlayabilmek için bal peteği iyi bir örnek olabilir.
Strüktür çalışmalarında kâğıt, karton, metal, ahşap ve atık malzemeler kullanılabilir. Formun iskeletini görebilmek önemlidir. Eş formlar yan yana getirildiğinde beklenmedik formlar ortaya çıkar. Çalışmalarda, malzemenin özelliğine göre yapıştırma, geçme, çakma gibi yöntemler kullanılabilir.
Dış Doku (Tekstür): “Maddenin iç yapısının yüzeyde görünüşüdür. Ana objenin tüm yapısı üzerine bir fikir verir.” Canlı-cansız tüm varlıkların doku özelliklerine tekstür denilir. Tekstür ve strüktür birlikte bir yapı bütününü oluşturur.
Nesne ve doku ilişkisinde ışığın önemi büyüktür. Bir dokunun görsel olarak algılanabilmesi için ışığa ihtiyaç duyulur. Yüzeydeki girinti ve çıkıntılar ışıkla hissedilir.
Dokular; organik doku, gerçek doku, görsel doku, dinamik doku, mekânda doku özellikleri gösterebilirler.
Dokulu bir objeye bakarak yapılan gözleme ve etüde dayalı çalışmalara görsel doku (taklit doku) denir. Görsel doku çalışmaları için canlı ve cansız nesnelerden yararlanılabilir.
Gustav Klimt, çalışmalarında dokuyu en çok kullanan sanatçılardan biri olarak bilinir.
Perspektif
Cisimlerin; yükseklik, genişlik ve derinlik olmak üzere üç boyutu vardır. Çizim yapılırken iki boyutlu bir yüzeye, üç boyutluluk hissi verilir. İki boyutlu yüzeyde, üç boyutun kapsadığı mekânın, boşluğun ve uzamsal değişimlerin görsel olarak anlatılması, perspektifin alanıdır.
Perspektif; iki boyutlu yüzeyde, üçüncü boyut (derinlik) yanılsaması vermek için kullanılan çizim tekniğidir.
Genel anlamda, “görsel yanılsama” olarak kabul edilir. Resim düzlemindeki biçimlerin büyük-küçük, önde-arkada veya uzakta-yakında oluşlarını anlatır. Perspektifin amacı, hacimleri ve derinliği göstermektir.
Perspektif Çeşitleri
Çizgi Perspektifi : Nesnelerin gözlemlenen noktadan uzaklaştıkça küçülmesinin çizim kuralları içinde ifade edilmesidir.
Renk (Hava) Perspektifi : Nesneler bizden uzaklaştıkça -atmosferin etkisiyle- silik ve renkleri soluk görünür. Yakındaki nesneler daha net, renkleri parlak görünürken uzaktaki nesneler silik, renkleri mat ve gri görünür. Renk perspektifi, bu durumun resimde renk ve tonla ifade edilmesidir.
Desen:
Modelin biçim ve hacminin renkli ya da renksiz, en yalın çizgi ve lekelerle ifade
edilmesidir. Görülen ya da hayal edilen bir nesnenin, bir konunun, bir kavramın çizgi ve lekeyle anlatılmasıdır. Herhangi bir konunun, bir objenin, bir düşünce veye kavramın çizgisel veya lekesel anlatımla resim yüzeyine belirlenmesidir.
Desen ön hazırlık yapmadan görsel algı, duygu, sezgi ve gözlem yoluyla doğadan ya da hayalden görüntüleri, renk kaygısı taşımadan, çizgi veya leke imkânlarını kullanarak resim yüzeyine aktarma eylemidir.
Bazı usta sanatçılardan desen tanımları:
“Desen; formun-biçimin ya da tabiatın kendisi değil, formu veya tabiatı görüş ve yorumlayış tarzıdır.” Edgar Degas
“Desen; seçmek, ayıklamak, tabiatın özünü göstermektir.”
Henri Matisse
Deseni Oluşturan Başlıca Ögeler: Yerleştirme, çizgi, leke, denge, hareket-yön,
oran-orantı-ölçü, derinlik-uzaklık, hacim ve üsluptur .
Desen Çeşitleri
Çizgiyle Desen: Çizginin verdiği imkanlarla yapılan desendir.
Lekeyle Desen: Leke etkisiyle yapılan desendir.
Ton Değerleriyle Desen: Açık, orta ve koyu değerleri ile hacim oluşturmayı amaçlayan; oran, anatomi, perspektif, ışık-gölge gibi temel ögelerle yapılan desendir.
Oran-Orantı: Nesnelerin kendi içinde ölçülendirilmesidir. Kompozisyonu oluşturan parçaların birbiri içinde ölçülendirilmesi ve parçalar arasındaki kıyaslama ilişkisidir.
